15 Mayıs 2010 Cumartesi

Zihniye Sinir


Benim bi fikrim var! Araçlarda korna kontörlü olsun. Kısa DÜT 1 kontör, uzun DÜT 2 kontör, kornaya abanmak süresine göre artarak artsın. Bak bakalım o zaman sarı ışıkta (Ankara'daysanız Kırmızı'da) DÜTlüyolar mı? Taksiler dolmuşlar kafa şişiriyorlar mı?

14 Mayıs 2010 Cuma

Blog gezintisi

Cuma bugün.. Haftanın yorgunluğuna bi de gece yaşamının gürültüsünü, hareketini ekleyemiyorum. Kocacım çıkıyor arkadaşlarla bazen, ben tembellik ediyorum.
Bloglarda dolaşayım, zevkle okuyacak bir şeyler bulayım diyorum, olmuyor.. Tanıdıkların izlediklerinin izlediklerinin izlediklerinden bile kopya çekmeye çalışıyorum; ı-ıh sarmıyor. Okuyacak hiçbir şey yokkk! Ama blog konusunda en sinir olduklarımın "İlk Beş"i şöyle çıktı ortaya:
5) Yorum yapmayıp sadece bağlantı paylaşanlar
4) İmla nedir, Türkçe nasıl konuşulur/yazılır, hangi -de ayrı yazılır bilmeyenler
3) Bunalım takılanlar
2) Sadece çocuklarını anlatanlar ( "Flaş! Flaş! Flaş! Bugün Pelinsu kakasını tuvalete yaptı!!!")
1) Şiir yazanlar.. Şiir sevmem, seveni de sevmem(yok artık, abarttım tamam "seven" sevdiklerimi harcamak o kadar da kolay değil :) )

1 Mayıs 2010 Cumartesi

Börek


Ama benzemez bildiğin böreklere.. Bir restoranda arkadaşlarla severek yediğimiz böreğin taklidi ve ev denemesi olup; parmak yedirten cinsten olmuştur, bilgine..
2 kişilik
Malzemeler:
2 adet yufka (taze ve ince)
3 parça ince piliç göğüs (öyle bütün göğüs değil; ince dilimlerden oluşan paketlerden almıştım. Toplamı 100 gr civarında bir miktar)
3 adet orta boy mantar-küçük doğranmış,
Kaşar peyniri (3 kibrit kutusu kadar)-rendelenmiş
1 adet orta boy soğan-küçük doğranmış,
Tuz, pul biber, kara biber, sarmısak tozu (göz ve damak tadı kararı koyuyorum :) )
Kızartmak için sıvı yağ,
Galeta unu,
1 adet yumurta.

Hazırlanışı:
Küçük bir tencerede tavuk parçalarını, suyuna birazcık da tuz ekleyerek 15-20 dakika haşla (Haş nedir?) Kaynamaya başlamadan önce oluşan köpükleri almayı unutma. Tavuk haşlanırken, doğranmış soğanı yaklaşık 1 yemek kaşığı sıvı yağ ile orta boy bir tavada kavur. Pişen soğanların üzerine mantarları, tuzu, biberleri, sarmısak tozunu (birer tutam) ekle. Neden sarmısak tozu dersen, mantarın tadındaki hafif burukluğu alıyor derim. Mantar suyunu salıp geri çekinceye kadar-yaklaşık 10 dakika- arada bir karıştırarak kavurmaya devam et. Haşlanmış tavuk parçalarını soğan doğrar gibi (ama o kadar küçük değil tabii) küçük küçük doğra. Tavukları da mantarların üzerine ekle ve 5 dakika daha pişir.
Yufkayı tezgahın üzerine aç. Katlanış şekline göre genellikle ortada bir dikdörtgen oluşmuştur, işte o dörtgenin sana yakın kenarına iç malzemesinin yarısını koy. Kaşar peynirinin de yarısını malzemenin üzerine ekle. Yufkanın sağ ve solunda kalan parçaları ortaya malzemenin üzerine doğru katla, sonra sana yakın duran aşağı kısımdan başlayarak ve yuvarlayarak rulo şekline getir (Boyutlarını kızartma yapacağın kaba göre ayarlamalısın, çok uzun olmasın, yaklaşık 1 karış uzunluk iyidir). Diğer yufka için de malzemenin kalan yarısıyla aynı işlemi yap.
Büyükçe bir tava veya kızartma tenceresine sıvı yağı koy ve kızartma işlemi için ısıt. Yumurtayı bir kasede çırptıktan sonra düz bir tabağa al. Başka bir tabağa da galeta ununu koy. Börekleri önce yumurtaya sonra galeta ununa bula ve yağda çevirerek kızart. Rengi koyu sarı olunca pişmiş demektir.
Yanında domates, salatalık vb. söğüş ile güzel olur.

28 Mart 2010 Pazar

Medyum


Beni tanıyanlar bilir; polisiye, macera, bilim-kurgu türlerindeki film ve dizileri çok severim. Son merakım olan dizi-Medium. Uykum kaçtığı zamanlardan birinde izleyecek şey bulamadığım için bir bölümünü izledim ve çok sevdim.
6 sezonluk dizinin ana karakteri evli ve 3 kız çocuğu annesi olan Allison Dubois'nın psişik güçleri var; bu yeteneği ile Savcılıkta danışman olarak çalışıyor ve suçluların yakalanmasında kullanıyor. Basit ve sıradan bir Hollywood hikayesini andırdığından reklamları ilgimi çekmemişti. Aslında suçlu yakalama falan işin hikaye kısmı, sürükleyici yönü. Ama ben aile içinde yaşadıkları olayları izlemeyi de seviyorum; çok sıcak, şeker bir aile-kızların zaman zaman yaptıkları şapşallıklar, onlara iyi bir anne olma ve onları düzgün birer birey olarak yetiştirme uğraşı. Eşiyle tartışmaları ve birlikte mantıklı orta yollar bulmaları. Senaryosu gerçekten hoş, doğaüstü güçlerle ilgili bir dizi gibi görünse de konu sadece bundan ibaret değil, yaşamlar gerçekten kopuk değil. Allison'ın bana göre farkı mütevaziliği, dürüstlüğü ve örnek olması, bazen hatalar yapması, bir de arkasında gerçek olduğu iddia edilen bir hikaye olması.
Allison Dubois kendisi gerçekte de var ve diziye de danışmanlık yapıyor. Merak edenler için DuBois ailesinin gerçek hayatlarıyla diziyi karşılaştırdıkları kısa bir video ve internet sitesi burada. Bir "saykik" olarak parayı hamuduyla götürüyor sanırsam; seminerler, özel okumalar falan :) Seminerler için VIP biletler 150 dolores.

23 Aralık 2009 Çarşamba

Çoluk çocuğa karışmak


Hep başkalarından duyardım sonunda benim de başıma geliyor işte; evlendikten sonra klasik soru: çocuk ne zaman?
Ben de soruyorum evli arkadaşlara bazen. Ama benim sormamdaki maksat, birazdan da anlayacağınız gibi, sonnn derece bencilce..
Neden çocuk yapar insan?İşte ben buna cevap arıyorum.
Bazı kadınlarda imrenerek izliyorum: Hormonal olarak isteklilik - Şaşıyorum yahu, o kadar istiyorlar ki olmazsa kasıp evlat ediniyor insanlar. Ya ben? "evet evet!-hayır hayır..."
2'şer çocuk annesi teyzelerime sorayım dedim; ne de olsa ikisi de çalışıyordu, benimle benzer durumdaydılar yani. "Aman! Aman!" dediler.. "Çocuğun mu var derdin var". Hele son derece mantıklı olmasıyla bilinen teyzem "hayatın boyunca delicesine endişelenecğin biri oluyor hayatında ve bu endişe sen ölene kadar sona ermeyecek" diye açıkladı durumunu..
Bir iş arkadaşım ise(erkek olduğunu da belirtelim yalnız) Aaaa!, diyor, "Çocuk sevgisi gibisi var mı? Bambaşka bir duygu". Tabii bambaşka, sen asıl sıkıntılarına dahil olmuyorsun ki. Hasta olursa, gece uyumazsa bilirsin ancak. Zaten bu yüzden bu konuda erkeklere pek sormamak lazım.
Arkadaşlara "ne zaman çocuk?" diye sorarken de belki onlar mantıklı bir neden bulmuşlardır diye hazıra konmak niyetindeyim, ama nerdeeeee..
Bir Allahın kulu da çıkıp "Yap kız! Çok süper bi olay! Hiç çekinme bodoslama dal!" diyemiyor. Tabii bu kulun bazı koşulları sağlaması da lazım: karı-koca çalışıyor olacak, yaşadığı şehirde çocuk bakacak akrabaları olmayacak, milyoner olmayacak..
Rahat mı batıyo arkadaş ya! Mırmır kedine bak sen yeter ne çocuğu!

Yine Gel!

Annişim 1 haftadır misafirimizdi. Bugün erken saatlerde memlekete yolcu ettim istemeye istemeye, gece kabuslar gördüm zaten sabah kadar. Yine gel diyorum, sen gel diyor yaw... Yine gel yine geeeeeeeeeeel.
Yolcu ettim geldim, şimdiden özledim.

2 Aralık 2009 Çarşamba

Turta Yapmak Zormuş

Üniversite zamanı Turti ile başlayan turta sevdam yüzünden yaklaşık 1 yıl Turti ile kahvaltı etmiştim. Tatilde, elime 2-3 yıl önce annem tarafından tutuşturuverilmiş olan yemek/tatlı tarifleri dergilerini elden geçirip işime yaramayanları atma gayretine girince elime bir sürü de tarif geçti. Tabi Turta tarifine rastlayınca kendimi tutamadım ve sonunda turtayı da denemiş oldum :) İtiraf ediyorum ki zor geldi. Umarım acemiliğimdendir çünkü çok güzel oldu ve yine yapmak isteyeceğim. Bu sefer telefonla da olsa fotoğraf çekmeyi akıl ettim :)
Hamuru için:
250 gr. margarin-oda ısısında yumuşamış olacak
2 yumurta-birinin sarısını ayırın
1,5 su bardağı pudra şekeri (ben sıvı tatlandırıcı kullandım-çok tatlı olduğundana en fazla 1 tatlı kaşığı kadar kullanılmalı)
2 su bardağı un (sıvı tatlandırıcı kullanınca un miktarına pudra şekeri kadar ilave yapmam gerekti, yani 3,5 bardak un kullandım)
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu
Harcı için:
8 adet elma-orta boy
1 çay bardağı toz şeker (ben yine sıvı tatlandırıcı kullandım-1 çay kaşığı kadar)
1 tatlı kaşığı tereyağı
1 çay bardağı iri kıyılmış ceviz içi
Yarım çay bardağı kuru üzüm
1 tatlı kaşığı tarçın
Üzeri için biraz bal
Fırını 180 dereceye ayarlayın.
Karıştırma kabına koyduğunuz unun ortasını havuz gibi açın, margarin, yumurta, şeker, vanilya ve kabartma tozunu önce birbiriyle sonra unla karıştırarak yoğurun. Hamur elinize yapışmamalı, yapışıyorsa un eklemelisiniz demektir. İyice yoğurduğunuz hamuru nemli bir bezle kapatarak dinlenmeye alın (bu ne kadar işe yarıyor bilmiyorum :) ben harcı önceden hazırladığımdan hamuru en çok 5 dakika kadar dinlendirdim ama tarif böyle diyor).
Harcı için elmaları soyup çekirdekli kısmı atarak küp küp doğrayın (şekli çok da önemli değil yani küp dediysek kasmaya da gerek yok :P ). Tavaya koyduğunuz elmaların üzerine şeker ve tereyağını ekleyip elmalar 5-7 dakika kadar pişirin. Ocağı kapattıktan sonra üzüm, ceviz ve tarçını da ekleyip karıştırın.
Hamurdan elma büyüklüğünde bir parça ayırıp kalanı kalıbınıza göre merdaneyle açın. (Bu arada, kalıbınızın kelepçeli kalıp olmasını şiddetle tavsiye ederim. Yoksa piştikten sonra dilim alırken parçalanıyor) Hamuru yarım cm. kalınlığında açabilirsiniz, ince olursa kolay parçalanır. Ayrıca kalıptan 2 cm kadar daha geniş açılmalı ki tabanı yerleştirince kenarlara da pay kalsın.



Harcı hamura en son yerleştireceğiz. Önce en uğraştırıcı kısmını halledelim:
Ayırdığınız hamuru, pişirme kağıdı (yağlı kağıt) üzerinde yine kalıbınızın çapına göre merdaneyle açın. Hamurun üzerine bıçakla baklava desenleri çizerek desen içinde kalan parçaları çıkarın. Burada iş becerinize kalıyor :) [Bu işin daha kolay ama benim yapılışını ve görüntüsünü hiç sevmediğim yöntemi şöyle: hamuru hiç merdaneyle falan açmadan ince uzun şeritler yapıyor ve turtanın harcını koyduktan sonra üzerine hasır gibi örüyorsunuz]



Hamurdan çıkardığım artan parçaları 2 minik turta kabında değerlendirdim, içine reçel koyup pişirdim, süper oldu :) (Yalnız denerseniz diye söyliyeyim; bu fotoğraftaki reçel çok geldi, pişince taştılar, epeyce az koymak gerekiyormuş)




Neyse efendim, bu amelelik kısmını tamamladıktan sonra kalıba harcı koyabilirsiniz. Üzerine hazırladığınız hamuru pişirme kağıdını ters çevirerek yerleştirin ve kenarlarını kalıba ilk yerleştirdiğiniz hamurun kenarlarıyla -biraz bastırıp sıkıştırarak- birleştirin. Üzerine ayırmış olduğunuz yumurta sarısını sürün ki pişerken biraz da kızarsın di mi? Isıtılmış fırında kızarana kadar pişirin. Fırından çıkarıp 5 dakika bekleyin, ilk sıcaklığını verince parlaması için üzerine bal sürün.. Aman da aman... :)
Fırın öncesi ve sonrası
Eee, bu kadar yemek tarifi falan yapıyoruz, kiloları alıyoruz bakalım sonumuz n'olacak...
Not: Fotoğrafları bir türlü istediğim gibi yerleştiremedim, bu ne biçim bi görüntü oldu böyle!